Alternatif Kaynaklar
Fidye

Fidye

“Labirenti Andıran Kaderler” adlı bir filmi izlerken, depresif bir bekar anne olan Adele ve oğlu Henry’nin hayatına giriveren yaralı ve korkutucu bir adamın hikayesine tanık oldum. Bütün kasabanın polisler tarafından kaçak bir mahkumu aradığı, gergin ve belirsiz bir atmosfer içinde, bu üç kişi hayatta kalma mücadelesi içerisinde buluyorlar kendilerini. Adele, hayatın getirdiği sıkıntıların altında ezilmiş, yalnız ve mutsuz bir kadın. Oğlu Henry ise, yaşının gerektirdiğinden daha fazla sorumluluk üstlenmiş, olgun bir çocuk. Fakat yaşamın acımasızlığına karşı, annesine destek olmaya çalışıyor. Onlar, evlerine aldıkları bu yabancının aslında aranan mahkum olduğunu öğrenmekle kalmıyorlar, aynı zamanda onun gerçek hikayesini de anlamaya başlıyorlar. Film boyunca, Adele ve Henry’nin bu adama karşı duydukları başlangıçtaki korku ve şüphe, yerini anlayışa ve belki de biraz hatta empatiye bırakıyor. Adamın geçmişiyle yüzleşmeleri, onlara seçeneklerinin giderek tükenmekte olduğunu hatırlatırken, bu durumda ne yapmaları gerektiğine dair kendi içlerinde bir savaş veriyorlar. “Labirenti Andıran Kaderler”, izleyicisine hayatta sıkışıp kaldığımızda ne kadar direnebileceğimizi ve insanlık hallerimizi sorgulama fırsatı sunuyor.